Yazılar

Stay in Touch With Us

Odio dignissim qui blandit praesent luptatum zzril delenit augue duis dolore.

Email
magazine@example.com

Phone
+32 458 623 874

Addresse
302 2nd St
Brooklyn, NY 11215, USA
40.674386 – 73.984783

  /  Maziden   /  Sahaflar Çarşısı 1458’den Bu Yana Mürekkep ve Kağıt Kokuyor

Sahaflar Çarşısı 1458’den Bu Yana Mürekkep ve Kağıt Kokuyor

Osmanlı’dan günümüze kalan bir hazine burası. 1458’den bu yana burası mürekkep ve kağıt kokuyor. Tam 560 yıldır burada ustalar yetişiyor.

Beyazıt Cami’nin sol tarafındaki taşlık arazi ile Kapalı Çarşı’ya açılan Sedefçiler Kapısı arasındaki bölge, Sahaflar Çarşısı’nın çerçevesini çizer. İmparator Teodosyus devrinde M.S. 393 yılında inşa edilen Beyazıt, Bizans döneminde şehrin en büyük meydanıydı. Bunun yanı sıra, Osmanlı döneminde yine Beyazıt, tarihi yarımadanın en önemli ulaşım merkezlerinden birisiydi. Gerek ticaret, gerek ulaşım, gerekse de eğitim alanında şehrin bir çok gereksinimini karşılayan bu semt, okuyan gözler, yazan eller, çalışan öğrenciler içinde Sahaflar Çarşısı’na sahip olması sebebiyle vazgeçilmez bir konuma gelmişti. İşte tam da bu yüzden, 15.yy’dan günümüze kadar uzanan 560 yıllık tarihe sahip Sahaflar Çarşısı’ndan kim bilir kaç alim, kaç zalim geçti…

 

Önceleri medrese öğrencilerinin ve şehre gelen herkesin 2. el kitap alım-satım yapabileceği, el yazması ve tarihi kitapların bulunduğu, Evliya Çelebi’nin Seyehatname’sinde bahsedildiği üzere 50 dükkân ve 300 çalışanın olduğu, İstanbul’un en uğrak çarşısıydı. Ahmet Hamdi Tanpınar gibi birçok edebiyatçının ve yazarın eserlerinde yer verdiği, Osmanlı Dönemi’nde Avrupa’dan elçilerin gelip yazma eserleri alarak, kendi ülkelerine götürdüğü ve esnafının yardımseverliği ünlenmiş olan Sahaflar Çarşısı, o dönemde her esnafın mensup olduğu gibi bir loncaya sahipti ve kurallara sıkı sıkıya bağlı kalarak kendi aralarındaki iş bölümlerine saygı gösterirlerdi. Mürekkepçi, kalemci, kağıtçı, divitçi, mücellit, müzehhip esnafıyla hattatlar da sanatlarını sahaflara yakın yerlerde icra ederlerdi. Sahaflar çarşısının ayrıca kitap tellalları ve kâhyaları vardı. Tellallar kitap artırma işlerini düzene koyarlar, kâhyalar ise esnaf ahlakına ait kuralların uygulanmasını sağlarlardı. Müellif hattıyla yazılmış eserler, bir yazarın bütün eserleri, aile mirası olarak kalan kütüphaneler Sahaflar Çarşısı’nda yapılan büyük arttırmalarla satılırdı.

 

Aradan 560 yıl geçti. Sahaflar çarşısı her ne kadar değişse dahi, kültürel özelliklerinin birçoğunu korumaya devam ediyor. Çarşıda el emeği sanatsal ürünler ve kutsal kitaplar mevcut.

 

Bulunması zor olan, artık basılmayan, eski veya yeni her türlü edebiyat kitaplarını ve el yazması kitapları bulabilmek mümkün. Tıpkı eskiden olduğu gibi öğrenci dostu fiyatlarıyla ve esnafının sıcaklığıyla İstanbulluların vazgeçilmezi, turistlerin de uğrak noktası.

Tarih kokan bu çarşıda bir gezintiye çıktık, onun yüzlerce yıllık geçmişini araştırdık, sorduk soruşturduk. 15. Yüzyıldan bu yana birçok badireyi atlatarak ayakta kalabilen ve en son 1950’de çıkan yangından sonra belediyenin onarımıyla günümüzdeki haline kavuşturulan Sahaflar Çarşısı’nda bugün, 17’si çift katlı olmak üzere toplamda 23 dükkan bulunmakta.

Çarşıda gezerken orada en eski yazma kitapların bulunduğu bir dükkâna girdik, 90 seneden fazladır dükkânına sahip çıkan Hasan amca, yerini oğlu Mehmet Bey’e devretmiş, Mehmet Bey ise baba yadigârı mesleği tam 37 senedir devam ettiriyor.

Dükkân numarası 12, içerisi muazzam bir kitap kokusuyla harmanlanmış, yüzlerce yazma eser mevcut, duvarda Hasan amcanın bir gençlik fotoğrafı yamuk bir şekilde bize bakıyor ve 50 senedir o fotofraf orada asılı. Gerçek bir sahaf dükkânı, 560 yıllık çarşının ilk haline benzeyen tek dükkân belki de. Konuşulması lazım dedik bunların dedik ve sorduk 37 senedir sahafçılık yapan Mehmet Bey’e…

Tam 37 sene Mehmet Bey, dile kolay bir ömür demek bu. O yüzden de başta bunu soralım; neden sahaflar?

-Öncelikle şunu söyleyeyim, bu benim tercihim değil, kaderim. Baba mesleğim, baba yadigârım. Sahafların en eski yazma eserlerinin bulunduğu dükkân olduğundan değeri paha biçilemez, artık bize geçti meslek, kabullendim. Bu meslekten kaçabilirdim ki denedim. Olmadı ama, yine döndüm dolaştım kendimi burada buldum. Sonra anladım ki dünyada yapılabilecek en güzel meslek kesinlikle bu.

 

 

37 senede sizin şahit olduğunuz kadarıyla sahaflarda neler değişti?

Neler değişmedi ki? Her şey. Sahaflar değişti, müşteriler değişti, kitaplar değişti, bir kere insanlar değişti. Ben bu mesleğe başladığımda kitaplar hakkındaki çoğu şeyi müşterilerimden öğrenirdim. Öyle dolu, öyle bilgiliydiler ki insan hayret ederdi. Şimdi öyle mi?  ‘Bana bir kitap öner, hayatım değişsin usta!’ diyen insanlarla muhattap oluyorum.

Peki onlara önerdiğiniz bir kitap oluyor mu?

Önermiyorum. Onların hiçbir şeye ihtiyacı yok. Bir kitapla hayat değişseydi, herkes o kitapla hayatını değiştirirdi. Onlarca kitap okuyacaksınız ve onlarca kitabın size verdiğiyle kendinizi değiştireceksiniz. Bir kitapla hayat değişmez. Bir şey daha eklemek istiyorum, her kitap da okunmaz. Bazı kitaplar yalnızca sevilir, bazı kitaplar sadece koklanır. Bazı kitapların bir tek resimlerine bakılır, bazıları ise yalnızca bir paragrafı için alınır… Kitap böyle bir şeydir. O duygusal bir bağdır. Tıpkı bir sevgilidir o, bu yüzden hangi kitabı okuyacağını iyi seçmeli insan…

Son bir şey daha soralım. Sahaflık nedir sizce ve artık nereye gidiyor?

Öncelikle sahaf dediğiniz zaman bir kültür olayından bahsediyoruz. Sizin ustalarınız var, ustalarınızın da ustaları var ve onlara bilgilerinden ve görgülerinden dolayı saygı saygı duyuyorsunuz. Bu insanlar üniversite hocaları kadar bilgili, kitabiyat bilgileri yüksek, dünya görüşleri gelişmiş insanlar. Küçümsemek için söylemiyorum tabii ama her meslekle bir tutamayız sahaflığı, ustalık başka, çok başka bir boyut. Bu bir fikir adamlığı bir kere. Eskiden bu insanların arasında yazarlar, felsefeciler şairler vardı. Şimdi kalmadı tabi, dünya değişti, insanlar değişti dolayısıyla ihtiyaçlar değişti. İnsanlar kitap okuma ya da okullardaki bilgi edinme, araştırma işlerini daha farklı mecralarda halledebiliyorlar. Bence bu ihtiyaçların değişmesiyle birlikte bir dönem çok düşüş yaşayacak sahaflık, fakat sonra tekrardan anlaşılacak değeri ve unutulmasına izin verilmeyecek. Fakat bu, kültürel bir hazine olduğu için mi olacak yoksa tozlu raflardan bir kitap alıp okumak, araştırmak için mi, orasını bilemeyiz. İnşallah bu kültür hiç unutulmaz ve değeri insanlar tarafından anlaşılarak yaşatılmaya devam eder.

Mehmet Bey’in de dediği gibi; bu bir kültür. Hatta belki de en çok sahip çıkmamız gereken, en unutulmaması gereken şey; okumak, araştırmak ve hatta yalnızca bir kitabı koklamak. En çok gurur duyulması gereken şeydir belki de, bir kitapçının ‘sahaf’ olabilmesi ve usta denmesi.

1458’den bu yana burası mürekkep ve kağıt kokuyor. Tam 560 yıldır burada ustalar yetişiyor. Bizler de temenni ederiz ki bu koku hiç geçmesin, bu kültür hiç unutulmasın.

 

Kaynakça;

Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik/ İsmail E. ERÜNSAL

Sahaflar ve Sahaflık/ İsmail E. ERÜNSAL

Sahaflar Çarşısı Tarihi Makale/Fahri SARROFOĞLU

Sahaflar Çarşısı/ TDV İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

 

 

Yorum Yap

You don't have permission to register