Yazılar

Stay in Touch With Us

Odio dignissim qui blandit praesent luptatum zzril delenit augue duis dolore.

Email
magazine@example.com

Phone
+32 458 623 874

Addresse
302 2nd St
Brooklyn, NY 11215, USA
40.674386 – 73.984783

Güneş ve Ay’ın Eseri: Mihrimah Sultan Camii

Mimar Sinan’ın erken dönem eserlerinden olan ve eşi benzeri görülmemiş bir hesaplamayla inşa ettiği Mihrimah Sultan Camiisi Üsküdar’ın incisi gibidir…

İstanbul’a iki tane Mihrimah Sultan Camii yapılmıştır. Bunlardan biri Edirnekapı’da diğeri ise Üsküdar’dadır. İki caminin yeri özenle seçilmiştir ve eşi benzeri görülmemiş bir hesaplamayla inşa edilmiştir. Bu hesaplamaya göre sabah gün doğumunda Üsküdar’daki Mihrimah Sultan Camiisi’nin iki minaresi arasından güneşin doğuşu ve akşam gün batımında ise ayın doğuşu izlenebilmektedir. Edirnekapı’da, sabah ayın akşam da güneşin batışı izlenebilmektedir. Üsküdar’daki Mihrimah Sultan Camiisi’ni Kanuni Sultan Süleyman, kızı Mihrimah Sultan için Mimar Sinan’a yaptırmıştır.

1540 yılında yapımı başlanılan cami ve 1548 yılında tamamlanmıştır.  İlk inşa edildiğinde denize sıfır noktada bulunmuştur. Rivayete göre mabedin açılışına saltanat kayığıyla gelen Kanuni, karaya ilk adımını hemen cami merdivenleri önünde atmıştır. Mimar Sinan’ın Üsküdar’da yaptığı pek çok eserden ilki olan bu cami sizi ilk olarak avlusundaki güzelliklerle karşılar. Şadırvanı, caminin cümle kapısının hemen önünde olup bir hanım sultanın adını taşıyan camiye yakışır güzelliktedir. Mimar Sinan bu camiyi tek minareli olarak inşa etmiştir. İkinci minare ise Üsküdar halkının mahya sevdası üzerine sonrada ilave edilmiştir.

Mihrimah Sultan Camiisi hakkında daha detaylı bilgi almak için caminin imamı Mustafa Altın ile bir röportaj gerçekleştirdik. Mustafa Altın, Üsküdar Mihrimah Sultan Camii’sinde 5 yıldır imamhatip olarak görev yapmakta. Şuan İbn-i Haldun Üniversitesi’nde Kur’an-ı Kerim ve Kıraat derslerine giren Altın, bununla birlikte Üsküdar Gençlik Merkezi’nde imamlık öncesi eğitim ve Kuran-ı Kerimi güzel okuma eğitimleri veriyor. Sorularımızı içtenlikle yanıtlayan Altın bize caminin yapılışı hakkında detaylı bilgiler verdi.

 

 

Caminin tarihinden bize biraz bahseder misiniz ?

1540 yılında yapımı başlanmış 1548 yılında tamamlanmıştır. Osmanlı döneminin bir yere yerleşilmeden önce cami yapılır, caminin etrafına pazarlar kurulur onun etrafına yerleşim yapılırmış. Üsküdar’da buna benzer bir olay var. Eski fotoğraflara bakarsanız görebilirsiniz caminin dış tarafında pazar var, şuanda otobüs duraklarının olduğu yerde han var kafe olarak kullanılan yer önceden çifte hamamdı. Sağ tarafta medrese var İstanbul’un en meşhur medreselerinden bir tanesi tıp merkezi olarak kullanılıyor. Ana kapısından çıktığımız zaman iki tane türbe var bir tanesinde Mihrimah Sultan’ın çocukları, diğerinde İbrahim Ethem ve ailesi var. Cami taş yapıdan oluşmaktadır. Bu taşların bir özelliği var ilk işlendiği vakit yumuşak oksijenle buluştuğu andan itibaren sertleşmeye başlıyor. Oksijenle temasını kestiğiniz an taş çürümeye başlıyor. Cami 4 ana ayak üzerine kurulmuştur. Bunlara fil ayağı diyoruz. Mimar Sinan’ın yaptığı diğer camilerden farklı olarak bu camiyi 3 ana kubbeyle sabitlemiştir niçin böyle yaptığını sorduklarında “Burası insanların kayıklarla geldiği bir yer olduğu için kare formunda yaptım. Dışarıdan bakıldığında kabenin duvarını anımsasınlar diye yaptım” demiştir. Ana kapıya girdiğiniz zaman iki tane yarım dünya sembolünün olmasının nedeni Müslüman camiye girerken şunu farketsin; İnsanın iki dünyası vardır bir yaşadığı dünya bir de ölümden sonra başlayan hayatı vardır insan hem bu dünya için yaşayacak hem de ahiret için çabalayacak. Müslümanın iki dünyasının iki aleme göre yaşamasını sembolize etmektedir. Mimar Sinan’ın yapıtlarında caminin yanında hamam vardır. Bu hamam hem insanların temizlenmesi hem de ısıtma ve soğutma ihtiyacını giderme için yapılmıştır. Kışın ordan ısınan su alttan ısıtma sistemiyle devir daim yapmak suretiyle camiyi ısıtıyormuş. Yazın ise soğuk su veriliyormuş ve cami soğuk hale getiriliyormuş. İstanbul’un en güzel abdest alma yeri olarak kaynaklarda yer alan şadırvan vardır. Hazire dediğimiz yerler var bir dönemin önemli valileri müderrisleri devlet erkamından önemli kişilerin yattığı yer. Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi Yahya Efendi yıllarca yan taraftaki medresede müderrislik yapmıştır.

 

 

“Cami kapanana kadar hiç cemaatsiz kalmıyor”

Üsküdar’ın merkezinde olması sebebiyle bol cemaati olan bir cami. Hem hanım hem de erkek cemaatimiz oldukça fazla. Özellikle Hafta sonları ve tatillerde camimiz cuma namazı gibi kalabalık oluyor. Cemaati bol ama değişken olan bir cami. İmsak vakti açılıyor 12’ye kadar hizmet vermeye devam ediyor. Cami kapanana kadar hiç cemaatsiz kalmıyor. Bu camide görev yapmanın en güzel yanı mihraba geçtiğiniz zaman cemaate doğru baktığınızda genç cemaati daha fazla görüyoruz. Gençleri görmek bizi mutlu ediyor huzurla namaz kılıyoruz. Camiyi medrese olarak kullanmaya da çalışıyoruz, Bu camide sadece imamlık değil bu zamana kadar almış olduğumuz eğitimleri de gençlerle tecrübelerimizi paylaşmaya devam ediyoruz. İstanbul’un her yerinden camiye cemaat geliyor özellikle asya tarafından çokça turist geliyor.

 

Üsküdar’ın sahilinde yer alan Mihrimah Sultan Camii’nin tarihi yapısını yakından görmek isterseniz ulaşımı oldukça kolay. Avrupa yakasından ulaşmak için Eminönü veya Beşiktaş’tan kalkan vapurları tercih edebilirsiniz. Marmaray ile ulaşmak isterseniz Üsküdar durağında inmeniz yeterli. Metrobüs kullanarak ise Altunizade durağında indikten sonra metroya binerek Üsküdar Meydanı’na ulaşabilirsiniz.

Kadir geceniz mübarek olsun…

Düşüncelerini Paylaş

You don't have permission to register
Bize Ulaşın
tr_TRTurkish
tr_TRTurkish