Yazılar

Stay in Touch With Us

Odio dignissim qui blandit praesent luptatum zzril delenit augue duis dolore.

Email
magazine@example.com

Phone
+32 458 623 874

Addresse
302 2nd St
Brooklyn, NY 11215, USA
40.674386 – 73.984783

Karaköy’ün Değişen Yüzü

Film kulisi gibi Karaköy! İstanbul’u İstanbul yapan her şeyi burada görmek mümkün. Tarih, mimari, karmaşa, eski ve yeninin iç içe geçmişliği…Kısacası İstanbul’un bütün birikimi burada yatıyor!

Karaköy; Ceneviz, Emevi, Bizans ve Osmanlı başta olmak üzere birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır ve bu medeniyetlerden birçok eseri  halen bünyesinde barındırmaktadır. İstanbul’un tarihsel süreçteki kent dokusuna bakıldığında Karaköy, kentin geri kalanından farklı, Batılı bir tarza sahip olmuştur. Bu duruma, Bizans döneminden bu yana barındırdığı çeşitli yabancı kimliklerin yanı sıra, liman ve ticaret bölgesi olmasının etki ettiğini söyleyebiliriz. Son yıllarda ise farklı bir dönüşüm geçirmiştir ve bu dönüşüm süreci halen devam etmektedir. Birçok yıkım ve yapım ile yüzleşirken, liman ve ticaret merkezi kimliğine yeni mekânsal işlevler eklenmiştir. Karaköy’ün eski yüzü, yer yer yıkılarak yenilenmiş yer yer ise eski, yerel dokusunun içinde, modern dünyaya ait yapılar barındıran yeni mekânlar var olmaya başlamıştır.

İş hanlarından sanat galerilerine…

Tarih boyunca, liman ve ticaret merkezi olma özelliğiyle ön plana çıkan Karaköy, Bizans zamanından beri bir limana sahiptir. Karaköy’ün hareketli tarihi Cenevizlilerin buraya yerleşmesiyle başlar.  11. yüzyılın başında Bizans İmparatoru’nun verdiği izinle Cenevizli tüccarlar bu bölgeye yerleşir. Cenevizliler, can ve mal güvenlikleri için dayanıklı surlar ve kuleler inşa ederler. İstanbul’un fethiyle birlikte, Fatih’in bir hâkimiyet göstergesi olarak, Cenevizlilerden önce ve Cenevizlilerin Venedik saldırılarına karşı yapmış olduğu surların büyük kısmını yıktırdığı söylenir. Fetihten sonra Galata hızla Türkleşmiş, öte yandan çeşitli yabancıların gelip yerleşmesiyle kozmopolit bir görünüş almıştır. 1476 yılında 592 Rum, 332 Frenk ve 62 Ermeni evine karşın, 535 Müslüman evi bulunmaktadır. 19. yüzyıla gelindiğinde Batılılaşma reformlarından öncelikle zaten batılı olan Galata etkilenmiştir. Osmanlı padişahlarının bu dönemde batılı kültür ve eğitime verdikleri önem, kentin yaşam biçimini de etkilemiştir. Öte yandan kentin batılılaşma sürecinde, Müslüman gruplar geleneksel yaşam biçimlerini sürdürmeye devam etmişler. Müslüman kadınların ancak haftanın belirli günlerinde ve belirli kentsel mekânlarında bulunma zorunluluğu bulunmakta olup, geceleri dolaşmasının yasak olduğu, dönemin ‘La Turquie’ adlı, 24 Ocak 1867 tarihli gazetesinde belirtilmiştir.

 

 

19. yüzyılda polisin bile dikkatli bir biçimde yaklaştığı bölge olan Karaköy modernleşme süreciyle büyük bir değişime uğramıştır. O dönemlerde Karaköy’ün dar sokaklarında gün ve gece boyu sürekli bir hareket ve gürültünün olduğu, her şeyin satıldığı, birbirinden farklı dükkânların yer aldığı belirtilir. Bugün ise, Karaköy’ün küçük sanayi, ticarethane ve iş hanlarının mekânsal işlevleri, bu alanın dönüşüm süreciyle birlikte değişerek yerlerini butik oteller, sanat galerileri, tasarım dükkânları ve kafelere bırakmıştır.

 

Galataport Projesi Karaköy’e Neler Getirecek?

Galataport olarak bilinen Salı Pazarı Kurvaziyer Limanı Projesi, Karaköy Rıhtımı’ndan Mimar Sinan Üniversitesi Fındıklı Kampüsü’ne kadar uzanan 1.2 kilometrelik sahil şeridini, 112 bin 147 metrekarelik alanı kapsıyor. Bu alandaki tüm binaların turistik ve ticari amaçlarla onarılması ya da yıkılarak yeni binalara yer açılması amaçlanıyor. Sahil şeridinde yapılacak olan otel, restoran ve diğer ticari işletmeler ile bölgenin geçmişteki dokusunun tamamen değiştirilmesinin planlandığı projeyle sahil şeridinin turistik bir cazibe merkezi haline getirilmesi hedefleniyor.

 

 

Galataport projesi hakkında şöyle söyleniyor; ‘‘Sahasında barındırdığı İstanbul Modern ve Mimar Sinan Üniversitesi Resim Heykel Müzesi ile çağdaş sanatın Türkiye’deki en iyi örneklerine ev sahipliği yapan Galataport Projesi, tamamlanmasının ardından İstanbul’un yeni kültür-sanat merkezi olacaktır. Proje sahası içerisindeki meydanlar ve tüm açık alanlar da açık hava sergi ve enstalasyon sahaları olarak kullanılacaktır.’’ Bu söylemler her ne kadar olumlu bir değişimi çağrıştırsa da asıl korkulan projenin tarihi dokuyu zedelemesidir. Yaşadığımız çağda değişim ve yenilenme kaçınılmaz bir gerçek ancak bu değişimi gerçekleştirirken tarihi dokuya sadık kalınması gerekmektedir. İstanbul’un ihtiyacı olan tek şey İstanbul gibi kalabilmektir.

 

Kaynakça

Gönül Kıvılcım, Yaşayan Tanıklarla Karaköy (2009)
Sedat Bornovalı, Boğaziçi Tarih Atlası, (2018)
Gizem Özer, Modern kentte yabancılaşma: 19. Yüzyıl Paris’i ve 21. Yüzyıl İstanbul’undan deneysel kesitler (Yüksek Lisans Tezi)
Bütün Dünya Gazetesi, Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi (2003)
Ülgen Uysal, Kentsel mekân bağlamında işlevini yitirmiş bölgelerin analizi: Karaköy ve Salıpazarı örneği (Yüksek Lisans Tezi)

Düşüncelerini Paylaş

You don't have permission to register
Bize Ulaşın
tr_TRTurkish
tr_TRTurkish